Bir insanı yapmadıkları için suçlamadan önce, ona nasıl öğretildiğine bakın

Bir BABAM Vardı

Bir BABAM vardı, bizi kendince seven, bize kendince değer veren, bizi kendince önemseyen, onun kendincesi ile bizimkiler uymasa da bir BABAM vardı.

Çocukken o gece eve gelene kadar pencerede beklerdim, kendincesini anlamasam da ben nu seviyordum, önemli olan buydu. Çoğu zaman hayatım ondan şikayet etmekle, onu eleştirmekle, onu suçlamakla geçti, ta ki bir gün kendime gelip onu suçlamak yerine onu anlamaya çalışmaya başlayana kadar , o gün artık onu suçlamak yerine anlamaya başladım, işte o zaman her şey çok daha güzel oldu ve mutlu oldum, ne kadar ge kaldığımı, birlikte geçirecek zamanımızın kalmadığımı bilmeden

Babamı anlayınca, artık babamın kendincesi yoktu sadece BABAM vardı, her şey daha güzeldi .

Ve babamın sıkıntıları başladı, araştırdık ve kanser olduğunu öğrendik , İstanbul’da bir hastanede kanser olduğunu ve çok az ömrü kaldığını öğrendiğimde, babamı daha yeni anlamaya başlamıştım, kendincesi yeni gitmiş sadece BABAM daha yeni gelmişti, onu daha yeni bulmuştum.

Arabama elimde raporla bindim ve bir ses bana; “Hep gitmesini istiyordun artık gidiyor mutlu musun?” diye sorduğunda göz yaşlarım yağmur gibi akmaya başladı.

O günden sonra 2 yıl babamın, bir yıl, bir ay, bir hafta , bir gün, bir saat hatta bir dakika bile daha fazla yaşayabilmesi için deliler gibi çırpındım, kendincesi yeni gitmiş 34 yaşımdayken BABAM daha yeni gelmişti, nereye gidiyordu ? gidemezdi daha birbirimizi yeni bulmuştuk.

Yapacağımız, paylaşacağımız, konuşacağımız, dertleşeceğimiz, onun desteğini isteyeceğim o kadar çok şey vardı ki, nasıl sığdıracaktım bu kadar kısa zamana, SIĞDIRAMADIM SIĞMADI ZATEN

O kadar çok ama o kadar çok çabaladım ki gitmesin diye, bunun içinde sevgi vardı, özlem vardı, paylaşma açlığı vardı, suçluluk duygusu vardı, daha önce neden onu anlamaya uğraşmadım diye PİŞMANLIK vardı.

Onu ellerimle toprağa verdiğim günden beri hiç göz yaşı dökmedim, içimde onun özlemi, sevgisi ve acısı var, gözyaşımın akmaması onun bana bıraktığı bir miras diye düşünüyorum, onun için ağlamamı istemedi bunu bana söylemek yerine duygusunu bıraktı.

Hastalığı döneminde ona sorduklarında bu hastalıktan korkmadığını ve “BENİM ARKAMDA KAPI GİBİ OĞLUM VAR BANA BİRŞEY OLMASINA İZİN VERMEZ” dermiş, onun için kapı gibi olsam da, ben ne olduğumu hiçbir zaman öğrenemedim.

Bu gün geldiğim noktada onu halen çok özlüyorum, keşke yaşasaydı da her şey ona kızdığım zamanlarda ki gibi olsaydı diyorum, peşinden hiç ayrılmaz, kokusunu doya doya içime çekerdim.

Bir babalar gününde size bunları yazmak istemezdim bununla birlikte bir filmdeki baba özlemi içimden bu satırları getirdi.

LÜTFEN her ne şart altında olursa olsun, ne yaparlarsa yapsınlar, her zaman ANNE ve BABA larınızı koşulsuz, şartsız, sınır koymadan, doyasıya sevin.

ANNE VE BABAMIZIN DEĞERİNİ KAYBEDİNCE DEĞİL, ELİMİZDEYKEN YAŞAYALIM VE YAŞATALIM.

HERKESİN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN…

Hüseyin Merviş

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir